opening bank account Türkiye

Türkiye’de Transit Ticaret Kazançları İçin Vergi Avantajı: Yeni Düzenleme Neler Getirdi?

Küresel ticaretin giderek yaygınlaştığı günümüzde transit ticaret, malların Türkiye’ye ithal edilmeksizin bir ülkeden satın alınarak başka bir ülkeye satılması esasına dayanan önemli bir dış ticaret modeli olarak öne çıkmaktadır. Bu yöntem, doğru şekilde planlandığında işletmelere önemli ticari avantajlar sağlarken; gümrük, vergi, kambiyo ve dış ticaret mevzuatı bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken hukuki yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir.

4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile transit ticaret kazançlarına yönelik kurumlar vergisi istisnasında önemli değişiklikler yapıldı. Düzenlemeyle birlikte İstanbul Finans Merkezi dışında faaliyet gösteren şirketlerin transit ticaret kazançlarının %95’i, İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren şirketlerin ise tamamı  kurumlar vergisinden istisna edildi. Böylece düzenleme, özellikle yurt dışında mal alım satımı yapan ve faaliyetlerini Türkiye üzerinden yürütmeyi veya Türkiye’ye taşımayı planlayan şirketler bakımından önemli vergi avantajları sağlıyor. Bu hususta gerçekleşen değişikliğe ilişkin mevzuat linki yazımız ekinde paylaşılmıştır.

Bu yazımızda; transit ticaret kazançlarına sağlanan kurumlar vergisi istisnasının kapsamından yararlanma kritik şartlarına, İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki şirketlere sunulan özel avantajlardan uygulamada stratejik önem taşıyan hususlara kadar önemli noktaları mercek altına alıyoruz.

Transit Ticaret Nedir?

Bir malın bir ülkeden satın alınarak başka bir ülkeye satılması ve bu süreçte Türkiye’ye getirilmeksizin doğrudan alıcı ülkeye sevk edilmesidir. Başka bir ifadeyle, mal Türkiye’ye giriş yapmaksızın uluslararası ticarete konu olmakta, Türkiye ise bu ticaretin koordinasyon merkezi olarak konumlanmaktadır.

%95 ve %100 İstisna: Transit Ticaret Kazançlarında Yeni Düzenlemenin Sağladığı Avantajlar

Transit ticaret kazançlarına yönelik kurumlar vergisi istisnasının yeniden düzenlenmesiyle, İstanbul Finans Merkezi dışında faaliyet gösteren şirketlerin bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançların %95’i, İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren şirketlerin ise bu kazançlarının %100’ü kurumlar vergisinden istisna edildi.

Bu düzenlemeyle faaliyetlerden elde edilen kazançlar önemli ölçüde kurumlar vergisi avantajına kavuştu. Özellikle İstanbul Finans Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren şirketler bakımından transit ticaret kazancının tamamının kurumlar vergisinden istisna edilmesi çok büyük bir avantaj niteliğinde.

Yurt dışında ticaret yapan şirket bu noktada şu soruyu soruyor:  “Mal Türkiye’ye hiç gelmiyorsa, bu ticari faaliyet Türkiye’deki şirketim açısından nasıl değerlendirilir?”

Transit ticaret uygulamasında belirleyici olan husus, malın fiziksel olarak Türkiye’ye girip girmemesi değil; ticari faaliyetin hangi şirket üzerinden yürütüldüğü ve kazancın hangi yapı içerisinde elde edildiğidir.

Dolayısıyla, işlemlerin gerçekleştirilmesi ve ticari kazancın bu şirket nezdinde oluşması halinde, ticari işlemi sevkiyat güzergahından bağımsız olarak işlemlerin transit ticaret rejimi çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Nitekim, belirleyici olan husus malın izlediği rota değil, ticari ilişkinin gerçek hukuki ve ekonomik mahiyetinin doğru şekilde tespit edilmesidir. Aşağıda açıklayacağımız kriterler, transit ticaretin faaliyetinin niteliğinin hangi yapı bünyesinde elde edildiğinin tespitinde yol gösterici olacaktır.

İstisna Kapsamına Girmenin Temel Kriterleri

Transit ticaret kazançlarına ilişkin kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilmek için belirli şartların birlikte sağlanması gerekmektedir. Düzenleme kapsamında öne çıkan iki temel şart aşağıda belirtilmiştir:

1.Kazancın Türkiye’ye transfer edilmesi

İstisnadan yararlanılabilmesi için transit ticaret faaliyetinden elde edilen kazancın, ilgili hesap dönemine ait yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilme tarihine kadar Türkiye’ye getirilmiş olması gerekmektedir.

2. Ticaretin taraflarının Türkiye’de bulunmaması

İstisna kapsamında değerlendirilecek aracılık faaliyetlerinde, alıcı ve satıcının Türkiye’de bulunmaması şartı aranmaktadır; böylece düzenlemenin, gerçek anlamda yurt dışı ticaret faaliyetlerinden elde edilen kazançlara uygulanması amaçlanmaktadır.

Düzenlemenin Getirdiği Fırsatlar ve Yasal Uyum

Yeni düzenleme, Türkiye’nin uluslararası ticaret merkezi olma hedefini desteklerken, transit ticaret yapan şirketlere önemli bir vergi avantajı sunmaktadır. Ancak istisnadan sorunsuz şekilde yararlanılabilmesi için faaliyetlerin Kanun ve Tebliğ’de öngörülen şartlara uygun şekilde yapılandırılması büyük önem taşımaktadır.

Yurt dışında mal alım satımı yapan, uluslararası ticari faaliyetlerini Türkiye üzerinden yürütmeyi amaçlayan veya mevcut şirket yapısının transit ticaret istisnası kapsamında uygunluğunu değerlendirmek isteyen şirketler açısından bu düzenleme önemli fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte, sağlanan vergi avantajından etkin şekilde yararlanabilmek için; ticari modelin, şirket organizasyonunun ve vergisel yükümlülüklerin doğru şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Transit ticarette vergi istisnasından yüksek verimle faydalanmanın yolu, sürdürülebilir her ticari faaliyette olduğu gibi, operasyonel süreçlerin hukuki uyum ve düzen içinde yürütülmesinden geçmektedir.

Mevzuat Değişikliğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260604-1.htm

Fidelis Hukuk ve Danışmanlık olarak, alanında uzman Şirketler ve Vergi Hukuku ekibimiz ile transit ticaret istisnasına ilişkin şirketlerin ihtiyaç duyabileceği tüm hukuki süreçlerde müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Faaliyet alanınız özelinde sağlanan avantajlar ve detaylar hakkında bilgi almak için iletişim kanallarımız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Türkiye’de şirket kuruluşu ile alakalı blog yazısı:
https://fidelishukuk.com/turkiyede-sirket-kurulumu-icin-kapsamli-bir-kilavuz/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir